Sivriada Deniz Kayağı Kampı

Sevgili dostum Alpay’la Eylül 2010’da yaptığımız bir turun yazısını paylaşmak istiyorum. Bu turda, kayaklarımızı İstanbul – Caddebostan’a araçla sevk edip buradan suya inmiş ve tekrar bu noktada sudan çıkmıştık. Her macera farklı kişilerde farklı izler bırakır. Bu maceranın Alpay’da bıraktığı izlere değer veren biri olarak, Alpay’ın da affına sığınarak, bu turu direkt olarak Alpay’ın kaleminden aktarıyorum.

—-

sivriada001Volkan ile 2 günlük planımızı yaptıktan sonra Caddebostan’dan kayakları verdik denize. Kısa sürede Kınalıada’ ya vardık. Biraz dinlendikten sonra yolumuzun fazla uzun olmadığını düşünerek Kınalıada arkasından Yassıada’ya doğru yol aldık. Yassıada çevresinde balık çiftlikleri var. Balık çifliklerinin denizi kirletmedikleri koca bir yalan. Özellikle  çevrelerinde denizanası çok yaygındı. Denizde pis bir koku ve sarılık vardı. Yoğun balığın artıkları ve pislikleri eminim zemini çamura döndürmüştür.

sivriada022

sivriada030

Yassıada çevresinde biraz dolaştıktan sonra direk Sivriada’ya yöneldik. Yaklaşık 1 saat sonra adaya varmıştık. Adaya yaklaşma açımız itibari ile çok fazla etkilenmesek bile Volkan’ın bir gün önce söylediği hafif poyraz bizi gıdıklamaya başlamıştı. Bizde hafif gıdıklama ile uğraştıktan sonra adanın güneybatı kısmında olan küçük bir koyu gözümüze kestirdik. Koya çıktık. Mükemmel bir kamp alanı. Çakıl taşlarından 30-40 m genişliğinde 10m derinliğinde bir plaj. Deniz temizliği mükemmel. Midye dolu. Midye kokusunu daha önceden almış olan Volkan deniz gözlüğü getirmiş. Nasıl ısıtacağı planını yapmış. Bundan iyisi şamda midye. Neyse efendim kanoları güvene aldık. Uygun bir yere matlar ve mutfak konumlandırıldı. Önce dalış ve midye toplama. 5m yukarısı düz bir alan. Burada da böğürtlen yedik ufaktan. Bu üst kısımda büyük düzlükler var.20 çadır bile kurulur. Fakat poyraz etkin. Bu sebeple biz de plajın en doğru karar olduğunu düşünerek aşağı indik. Bundan sonrasında akşam yemeğimizi hallettik ve 2 şişe kırmızı şarap midye eşiliğinde rehabilitasyon aşamasına geçtik. Akşam yıldızlar altında uyuduk.

sivriada048sivriada038sivriada049

Volkan sabah erken yola çıkalım poyraz öğlenden sonra etkinleşir fikrindeydi. Öyle de yaptık. Kahvaltı ettikten sonra yola çıktık. Yaklaşık 10 dk sonra tam poyrazı hissettik. Fakat bu poyrazın etkisi çok fazla değildi. İlerlenebiliyordu. Direk Kınalıada’ya yöneldik. Yaklaşık 2 saat sonra Kınalıada’ya ulaşmıştık. Bundan sonrasının zor olacağını anlamıştık. İyice dinlenmeye çalıştık. Poyraz etkin olsa da gidemeyeceğimizi hiç düşünmedik. 1 saat kadar dinlenmeden sonra yola çıktık. sivriada06720 dk sonra rüzgar şiddetlenmeye başladı. Kayağın altı yarısına kadar boşta kalacak kadar bir dalga boyu vardı. Volkan gözümün önünde bir yok oluyordu bir küçük bir tepenin üzerinde görünüyordu. Volkan’a  göre benim performansım zayıftı. Ara sıra aramız tehlikeli şekilde açıldığında Volkan sürekli olarak benim yetişmemi bekliyordu. Çok yorulmuştum. Ama moralim gayet iyi idi. Zaten iyi olmasa ne olacak. Daha Kınalı’dan çıkalı 1 saat olmuştu. Caddebostan görünüyor ama uzak hissi devam ediyordu. Ara sıra rüzgar o kadar artıyordu ki küreği diğer yana almak bile ciddi sorundu. Gene de idare etmeye çalışıyorduk. 1 saat kadar bu şekilde devam ettikten sonra bileklerimin ağrıdığını fark ettim. Çünkü böyle bir şeyi fark etmek için bile zaman bulamıyorsunuz. Dalgalar sürekli olarak dengenizi bozmaya çalışıyor ve onlara karşı çözüm üretmek zorundasınız. En son rüzgarın artık deli gibi estiğini söyleyebilirim. Volkan ile gene aramız açılmıştı. Beni kontrol ettiğini görüyordum. Elimden geleni yapmama rağmen ilerleyemiyordum. Önce bize bir yolcu teknesi yanaştı. Adam ön tarafta bir can yeleği “yardım lazım mı?” diye bağırdı. Onu gönderdik. Yaklaşık 30 dk sonra önümüzden hızlı bir şekilde “sahil güvenlik” geçti. Bizi görmedi. Meğerse bizi arıyormuş. Bir anons yapmış bir tekne. İki kayakçı zor durumda diye. Bundan 30 dk sonra bana yan taraftan yanaşıp motorları durdurdu. Yardım isteyip istemediğimi sordu. Kafamı bile adama çevirmem mümkün değil. Yardım istemediğimi sorun olmadığını söyledim. Tamam dediler . Motorlara gaz verip 100m ileride tekrar durdu. 15 dk beni seyretti. Tam Volkan ile aramızda bir mesafede idi. Rüzgar doruk noktasında şiddetlenmişti. Sahil Güvenlik bana tekrar yaklaştı ve beni bitiren sözü söyledi.

–abi 15 dk dır hiç ilerlemedin. Yardım istemiyormusun gerçekten? dedi.  Zaten son 15 dk dır tanrının helikopter gönderdiği rahip fıkrası kafamdan geçiyordu. Benim çöküş anım oldu ve fırsatı değerlendirmek istedim.

Önce ben tekneye alındım. Kano da zodyak’ın yan tarafına bağlandı. Sonra Volkan’a yaklaştık. Volkan da yalnız devam edemeyeceğinden kabul etmek zorunda kaldı. Onu da öbür tarafa bağladık. 10 dk sonra Caddebostan’daydık. Erin bizi orda bekliyordu. Onunla kano oyunları oynadıktan sonra toparlanıp faaliyeti tamamladık.

Sivriada turu
Beyaz çizgi ilk günkü rotamız, yeşil çizgi ikinci günkü rotamız, kırmızı çizgi zorlandığımız kısım

Bu rüzgara rağmen bir şekilde faaliyeti tamamlayabilirdik ama çok zor olacağına eminim. Biraz da olsa kötü bir durum ihtimali yok dersem de yalan olur. Rüzgarın durumu bir deniz aracı olarak bizim orada olmamızın mümkün olmayacağı bir seviyede idi. Yüksek risk ile devam edilebilirdi belki. Ama sanırım ben bunu göze alamadım. Almamak gerektiğini de düşünüyorum. Doğa onu dinlememiz gerektiğini birçok kez kanıtladı. Ben onu dinledim sadece. Ama dalga bu sporun keyfinin zirvesi. Ama hazırlıklı ve antrenmanlı olacaksın kardeşim. Öyle lay-lay-lom yapmayacaksın bu işleri. Biraz da özeleştiri.

Alpay Oğuş
09.09.2010

—–

Bu tur yazısının son birkaç paragrafını okurken gözleriniz fal taşı gibi açılmış olmalı, değilse unutun gitsin. Alpay’la yaşadıklarımız bu yazıdan ibaret değil elbette, bu sadece özeti diyebilirim. Bu tur ve tur yazısından sonra Alpay’la nerede yanlış yaptığımızı ve nelerin daha kötü gidebileceği üzerine epeyce konuştuk. Alpay da doğa sporları kökenli bir arkadaş ben de. Doğa sporlarında faaliyet sonrası ufak bir toplantı yapılır. Bu toplantıda faaliyetin kritiği yapılır. Biz de kendi aramızda nelerin çok keyifli, nelerin yanlış seçim olduğu üzerine konuşmuştuk.

Hala daha bir araya geldiğimizde bu güzel iki günü kahkahayla yad edebiliyorsak şanslıyız. Hayatım boyunca denizin şakaya gelir yanı olmadığını bilmişimdir. Deniz, derinlik bende hep bir ürperti sebebi olmuş, bu ürperti de denize her zaman saygı duymamı sağlamıştır. Bunu biliyor olsam bile içine düştüğümüz bu durumdan hep kendimi sorumlu tuttum. Sebeplerini ise başka bir yazıda sizlerle paylaşmak isterim.

Not: Yukarıdaki tur yazısı pandul.org adresinden alınmıştır. Biraz da emeğe saygı diyerek, fotoğrafların tümünü buraya taşımadım. Daha fazla fotoğraf görmek isterseniz, yazının orjinalinin yer aldığı sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

 

Volkan Kaya

Volkan Kaya

Son yıllarını, deniz kayağı sporuyla uğraşarak, denizde kürek çekerek geçiriyor. Yönetim kadrosunda görev aldığı kulüple (Bodeka) birlikte İstanbul çevresinde günübirlik ya da kamplı deniz etkinliklerini sürdürüyor ve uzak bölgelere yaptığı uzun soluklu deniz kayağı gezileri sayesinde yeni yerleri denizden keşfetmenin hazzını yaşamakta. Kısa süre önce İstanbul’un keşmekeşinden kendini kurtarmayı başarıp memleketi Sinop’a yerleşerek deniz kayağı hayatına burada devam ediyor.

Leave a Response