Shrike – Bir “Batı-Grönland Deniz Kayağı” Yapımı – Bölüm 3

Başar Titiz’in “Shrike – Bir “Batı-Grönland Deniz Kayağı” Yapımı” isimli makalesinin üçüncü bölümünü okuyorsunuz. Birinci bölüm ya da ikinci bölüm için tıklayın.


Ne kadar hızlı çalışırsanız çalışın, bir sonraki aşamaya geçebilmek için bazen bir parçanın yapışmasını ya da yüzeyin kurumasını beklemek zorunda olduğunuz için çoğu durumda kısa sürelerle çalışma olanağı bulabiliyorsunuz. Bu da sizi acele etmemeye ve sabırlı olmaya zorluyor ki, bu yönüyle de benim gibi sabırsız insanlar için eğitim fırsatı aslında :=)

  • Dik ve yapıştır yöntemi ile yapılan çoğu tekne 4 mm ya da üzerindeki kalınlıklardaki kontrplakların kullanımını öngörürken, Shrike tasarımcıları tüm tekneyi 3 mm kontrplaktan yapmayı öneriyor. Güvertede 3 mm gayet akla yapın çünkü özellikle baş taraftaki eğrilikler ince kontrplak ile çok daha zahmetsizce elde edilebiliyor. Ama borda ve karinayı da 3 mm kontrplaktan yapmaya gelince, işler değişiyor. Her ki yüzü de elyaf kumaş ve epoksi ile kaplanmamış 3 mm paneller ne kadar güvenli? Böyle bir tekne ile mesela kayalara sert bir şekilde çarpsak ne olur? Ya da hafiflik / sağlamlık arasındaki seçim, niçin sürekli olarak hafiflikten yana yapılıyor? Bu konuları tasarımcı ile yaptığımız yazışmalar sırasında epey tartıştık. Özetle Nick Crowhurst’e göre bir kayak hafif olmalı öncelikle. Sudaki ağırlıktaki birkaç kilogram tabii ki hiç önemli değil diyor. Kayağın 10 kg olması ile 20 kg olması arasındaki farkı kürek çekerken anlamak herzaman mümkün olmayabilir. Ama kayağı karadan suya taşırken ya da bir aracın üzerine koyup kaldırırken hafif kayakların avantajları var gerçekten de. Bu nedenle tasarım ve imalat sırasında olabilecek en hafif kayağı yapmaya gayret etmek iyi bir alışkanlık olabilir. Ben çeşitli aşamalarda kayağı tartarak ağırlığın nasıl değiştiğini sürekli gözlemledim. Borda ve karina parçalarını oluşturan 4 plaka, üzerlerine güverte panelleri, ve kayağın diğer ayrıntıları eklenmeden önce yaklaşık 5.5 kg ağırlığındaydı mesela.
5500 gr ağırlığındaki gövde
5500 gr ağırlığındaki gövde

Shrike’ın panel birleşim çizgileri boyunca 5 cm enindeki elyaf şeritle kaplanmış ek yerleri dışında sadece kokpit içi elyaf ile kaplı. Ağırlığın en çok taşındığı bu bölge, kayak bir yere çarptığında en büyük hasar görme olasılığını taşıyor. Burada paneller arasındaki genişlik baş ve kıç kısımlarına göre çok daha geniş ve sizin ağırlığınız da doğrudan bu bölge üzerine biniyor.

Baş ve kıç taraflar ise, göreceli olarak daha hafif oldukları için bir çarpma anında aynı bir tahterevallinin uç kısımlar gibi yukarı / aşağı hareket ederek çarpmanın etkisinden korunabiliyorlar. Ya da teoride en azından bu şekilde. Bunun yanında hafif teknelerini aynı malzemenin kullanıldığı ağır olanlarına göre daha mukavemet avantajı da var. Diğer bir değişle, hafif bir tekneyi sağlam yapmak ağır bir tekneyi sağlam yapmaktan daha kolay. Bir diğer konu da epoksi / cam elyafı ve diğer kimyasal maddeler ve bunların tozlarından ne kadar kaçınabilirsek o kadar iyi. Bu yüzden de elyaf kullanımı gereken mukavemeti sağlayacak en alt seviyede tutulmuş Shrike tasarımında. Bu da güzel bir şey.

Kokpit içerisindeki elyaf kaplanan kısım
Kokpit içerisindeki elyaf kaplanan kısım
  • Shrike’ı inşa etmeden aylar önce, iki adet Grönland küreği yapmıştım. Bunlardan ilki boyuma uygun bir kürek, diğeri ise fırtına küreği (storm paddle) denilen ve daha kısa bir kürekti. Bunları bir kez kullandıktan sonra da klasik palalı kürekleri birkaç kez daha kullandım ve aralarındaki farkı şu şekilde sıralayabilirim: Klasik (euro-blade) küreklerin her suya dalışında taşıdıkları su miktarı, Grönland küreklerine göre daha fazla. Bu, özellikle durmakta olan bir kayağa ilk hareketi verirken çok kolay hissedilebiliyor. Aynı şekilde kayakla hız yapmaya çalıştığınızda da euro-blade palalı küreklerin daha üstün olduğunu söyleyebiliriz. Yarış yapmak için daha uygunlar. Buna karşın Grönland kürekleri ile daha uzun mesafeleri kat etmek, sanki, daha kolay. Eklemlerinize daha az yük bindiriyorlar. Elinizin metal ya da karbon bir yüzeye değmesi ile ahşap bir yüzeye değmesi de özellikle soğuk havada çok farklı. Yine benzer şekilde, oval kesitleri nedeniyle, kürek palalarına göz atmadan bir Grönland küreğini her seferinde doğru açı ile suya sokabiliyorsunuz.
  • Euro-blade palalarda ise güç yüzüne dikkat etmek ve küreği uygun şekilde tutmak için bazı durumlarda dikkat gerekiyor. Belki bunlar ufak tefek farklar ama sonuçta tekneyi biz yapıyorsak, ona hareket veren küreği de yapabilmeliyiz diye düşünüyorum. Ayrıca hazır bir küreğe göre el yapımı bir Grönland küreği çok daha ucuz.

Son olarak Shrike benzeri bir tekneyi, dik ve yapıştır yöntemi ile yapmaya düşünenlere bazı tavsiyeler;

  • İnşa kılavuzunu dikkatlice okuyun. Özellikle tam anlamadığınız kısımların birkaç kez üzerinden geçin. Gerek duyuyorsanız, tasarımcı ile doğrudan e-posta ile iletişime geçebilirsiniz.
  • Oturak ve sırt desteği konusu oldukça önemli. Ben sırt desteği için orjinali minicell adı veilen bir tür dayanıklı köpükten yapılan ve yarıdan kesilmiş parabol şeklinde bir destek yapmayı düşünüyordum ilk olarak. Bu adresteki malzemeyi satın almak yerine bildiğimiz sert yalıtım köpüğü kullandım. Yaklaşık 7.5 cm kalınlığında ve 25 cm yüksekliğindeki bu desteği kokpitin içine esnek yapıştııcı ile yapıştırdım. Fakat düşündüğüm kadar rahat olmadığını görünce, bundan vazgeçerek şu sırt desteğini satın aldım ve şu anda bunu kullanıyorum. Bir ihtimal Türkiye’de mini cell köpük satılsa ve yalıtım köpüğü yerine onu kullanabilmiş olsaydım, daha rahat ve konforlu bir sırt desteği elde edebilecektim.
  • Güverteyi kontrplak ile kaplarken levhayı küpeşte çıtalarına bastırmak ve eğrisel şeklini vermek için perlon bantlar ile çevreleyip sıkmak yanında, cam çivileri ve ince çıtalar (5 mm X 20 mm X 50 mm) kullanarak ikişer çivi ile dikkatli bir şekilde küpeşte çıtasına geçici olarak çakabilirsiniz. Çivi delikleri daha sonraki zımparalama ve epoksi / vernik sürme aşamalarından sonra, ancak belli belirsiz görünecektir.Bu şekilde birleşme çizgisinden su sızmayacak kadar iyi bir yapıştırma elde edebilirsiniz.
  • Kontrplak olarak tasarımcı, 3 mm kalınlığında oküme marin kontrplak kullanılmasını öneriyor. Ben de öyle yapmıştım. Güverteyi yeniden inşa ederken satıcının elinde aynı türden kontrplak olmadığı için yine 3 mm kalınlığında ilomba ağacından kontrplak kullanmak zorunda kaldım. Bu kontrplak, oküme’ye göre % 30 civarında daha hafif çünkü ilomba plakalar arasında kavak ağacından bir ara tabaka var. Oküme kontrplak levhaların özgül ağırlıkları 600- 650 kg/m3 arasında değişirken ilomba kontrplakalarda bu 400 – 420 kg/m3 civarında. Bunu gözönüne aldığımızda, Shrike türü bir kayağı ilomba kullanarak daha hafif yapmak mümkün olabilir.
  • Eğer 3 mm kontrplak bulamazsanız, tekneyi 4 mm kontrplak’tan inşa edebilir misiniz? Tabii ki evet. Ama bu durumda tekne tasarım ağırlığına göre % 25 daha ağır olacaktır. Ayrıca kokpit bölgesinin ön tarafındaki eğri kısımda kontrplağa bu şekli vermeye çalışırken azıcık daha zorlanacaksınız.
  • Güverteyi kaplamak için levhaları keserken, küpeşte hattından 10 mm kadar büyük olacak şekilde kesip yapıştırdıktan sonra, avuç rende ile uygun açı ile traşlayarak kusursuza yakın bir görünüş elde edebilirsiniz. Bu birleşim yerini daha sonra elyaf şerit ile kaplayacağınız için burada ufak bir pah gerekecektir. Pahlamayı, 80 ya da 120 kum zımpara ile kolaylıkla yapabilirsiniz. Bu şekilde elyafın kenardaki ani ve keskin bir dönüş yüzünden kırılarak zayıflaması ya da yüzeye tam yapışmaması tehlikesini de azaltmış olursunuz.
  • Elyaf şeritten söz etmişken bu şeridin eninin inşa kılavuzunda önerildiği gibi 50 mm değil, yapıştırılması daha sorunsuz olan 80 mm seçilmesi daha uygun olacaktır. Şeridi yapıştırmadan önce epoksiyi yüzeye fırça ile sürdükten sonra kürlenme başlangıcına yakın bir sürenin geçmesini bekleyerek olabildiğince az epoksi kullanarak yapıştırırsanız, elyafın yüzeye tam yapışmamasından kaynaklanacak sorunlardan kaçınmanız kolaylaşacaktır. Ben bu konuda epey sıkıntı çektim ve 50 mm enindeki şeridi yüzeye bastırmak için (özellikle teknenin baş ve kıç bölümlerinde) çeşitli yöntemler denedim. Bunlar arasında vakum torbalama yönteminin ilkel bir şekli olan streç film (ambalaj için kullanılan) ile sararak elyafı yüzeye yaklaştırma denemesi de vardı ama iyi bir sonuç alamadım ne yazık ki.
  • Eğer tekneyi boyamayıp ham kontrplak üzerine sadece epoksi ve poliüretan vernik sürecekseniz, plakaları son derece temiz tutmakla işe başlayın. Örneğin kontrplak üzerinde kurşun kalem izleri olmasın. İşaretleme izlerini silmek olanaksız değilse bile epey güç ve en iyisi bu izleri görünmeyecek kadar belirsiz yapmak.

Temizlikten söz etmişken, diğer potansiyel sorun yaratıcıları de sayayım. Aşağıdakilerde yapacağınız işçilik hataları, kayağı tamamladığınızda saklanması güç kusurlar olarak karşınıza çıkacaktır:

  • Fileto çekmek için kullandığınız macun (bu macunu olabildiğince düzgün ve eşit kalınlıkta bir şerit olacak şekilde çekmeye çalışın. Macundan kopan ve sağ sola yapışan ufak parçaları daha sonra tekneden kazımak oldukça zor bir iş çünkü.
  • Epoksiyi fırça veya rulo ile sürerken, yüzey tarafından emilmeyen ve akarak yollar olışturan bölgelere dikkat edin. Kuvvetli ışık altında dikkatlice inceleyerek böyle alanlar varsa, epoksi kürlenmeden önce fırça ile dağıtarak yaylılmasını sağlayın.
  • Aynı uyarı poliüretan vernik için de geçerli. Vernik ya da epoksiyi sürmeye, yerçekimi ile akmayacak düz yüzeylerden başlayın ve eğimin arttığı yerlerde, akacak kadar kalın bir tabaka uygulamayın.
  • Epoksiyi ölçekli bir kapla hacimsel olarak değil, hasas bir terazi ile (1 gr hassasiyetinde) ağırlıkça ölçerek karıştırın. Seçtiğiniz epoksinin kullanım kılavuzundaki ölçülere olabildiğince uyun.
  • Elyaf şeritleri özellikle borda – güverte birleşim çizgisine yapıştırıken, çok keskin köşelerde elyaf yüzeye yapışmayabilir. Bunu engellemek için yeterli önlem almazsanız, şeritler yüzeye yapışmayacak kenarlara yakın minik ‘hava cepleri’ kalacaktır. Bu cepler, ilk zımparalamada kenarlardan yüksek olması nedeniyle delinerek çirkin bir görüntü oluşturması yanında, tekne bu açıklıklardan su alabilir. Tabii elyaf şerit ile amaçlanan mukavemet de gerektiği gibi sağlanamamış olur.
Elyaf şerit sorunları
Elyaf şerit sorunları

Bitirirken

Bu kadar zahmete girmeden parasını verip bir kayak satın alsak? Tabii ki olur. Ama öncelikle cebinizden bir miktar daha fazla para çıkacaktır. Ama öncelikli kaybınız para değil. Yukarıdaki işleri yapmaya çalışırken bazı zamanlar işlerin planladığınız ya da hayal ettiğiniz gibi gitmediği duygusuyla üzüntü ve endişeler yaşayacaksınız. Bazen kendi bulduğunuz çözümlerle, bazen de sizin sorunlarınıza ilgi gösterecek yardımsever insanların sayesinde (ki sayıları epey fazla) hepsi bir süre sonunda geride kalacak. Ya da çoğu diyelim, çünkü olmayacak bir şeyin peşindeyseniz, bir mucize de beklemek doğru olmaz. Kayağı tamamlayıp denize indirdiğinizde, yaşadığınız zorlukları neredeyse unutacak ve çevrenizdekilere şunu da söyleyebileceksiniz: ‘Geminizin gelmesini artık beklemeyin, kendinize bir tane inşa edin!”

Başar Titiz

Leave a Response