Kış Ortasında Bahardan Kalma Eşek Öldüren Güneş

Sinop Limaniçi Sahillerinden Deniz Çok mu anlamsız bir başlık oldu ben de karar veremedim. Hatta belki bazılarınız “eşek öldüren güneş de ne ola ki” demiş olabilir, hemen aktarayım. Vaktin birinde, hikayemizin kahramanı olan yaşlı ninemiz evin penceresinden dışarı baktığında açık bir gökyüzü ve pırıl pırıl bir güneşi görünce, evin önündeki ağaca bağladığı eşeğine bakıp “hadi yine iyisin karakaçan, mis gibi güneşin altında yoncaları götür bakalım” demiş içinden. Fakat dışarıdaki hava pek de göründüğü gibi değil, resmen ayazmış. Beni bu güzel havalar mahvetti diyen eşek bir süre sonra nalları dikmiş. Böylesi bir şehir efsanesiyle bu tip güneşli fakat serin havalara “eşek öldüren güneş” ya da “kocakarı güneşi” denir. En azından bizim burda öyle denir.

Yola Çıkmadan Önce

Bu sabah kalktığımda şöyle bir denize doğru baktım, geçtiğimiz günlerdeki rüzgarlı, dalgalı, yağmurlu havalardan eser kalmamıştı. Geçtiğimiz günlerde ciddi yıkıma yol açan lodos fırtınasından sonra böyle bir havayı hiç beklemiyordum. Kendi kendime bugün güzel bir etkinlik çıkar diye söylendim. Hem uzun zamandır kürek de çekmiyorum.

Pırıl pırıl güneşle birlikte, ben, eşim ve annem güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra dünden kalan ve halletmem gereken işlerime giriştim. İşler ve uzun zamandır kullanmadığım eşyaları toparlayıp evden çıkmam tahminimden uzun sürdü. Ayrıca kayağı da biraz temizleyeyim vs derken 14:20 gibi Sinop tersane mevkiindeki Hamsiyokuşu’ndan suya indim. Kısa süre içinde mendireğin ucundaki feneri geçerek iskelenin altından geçtikten sonra kendimi Aşıklar Parkı önünde buluverdim. Bu güzergahtan en son Hüseyin Adanur ile birlikte geçip adabaşından dolanıp Kumkapı’dan çıkmıştık. Şimdi vaktim kısıtlı olduğundan etkinliği çok uzun tutamazdım. En fazla Karakum’a kadar gitmeyi planlamıştım.

Sabah denizde ve ağaçlarda en ufak kıpırtı yoktu ama şimdi rüzgar deniz üstünde kendini hissettirmeye başlamıştı. Hava ise hiç de güneşe aldanılacak bir hava değil, hafiften eşek öldüren güneşmiş meğerse. Neyse ki vücut hareket ettiği sürece sorun yok. Elimde ince bir eldiven olmasına rağmen serinliği hissediyorum ama vücudumun geri kalanı sıcaklığını koruyor.

Aşıklar Parkı Açıkları

Aşıklar Parkı ve kütüphane civarından geçerken her zamanki garip bakışları üstümde hissettim. Hatta fotoğrafımı çeken bile oldu. Sinoplu güzel havalara hasret güdüyor, Karakum Yolu’nda yürüyen epey insan var. Taşocağı’na geldiğimde dikkatimi Sinop’un ünlü Romantik İsmail’i geldi. Bu mevkide eskiden derme çatma bir barakası vardı. Sanki eskiden daha büyükçe bir barakaydı ya da benim gözüme mi küçük geldi.

Romantik İsmail'in YalısıTaşocağı mevkiine geldiğimde saat 15:00 sularıydı, yani güneşin etkisi saat 16:00’dan sonra azalmaya başladığını düşünerek çok da fazla ilerlememeye karar verdim. Az ilerde, eski askeri su arıtma tesisinin olduğu noktaya varmadan tüneyebileceğim ufak bir kayalık farkettim. Kayağımla dikkatli şekilde yanaşarak kayağımı da kayalığın üstüne çekerek dalgalardan ötürü etrafa vurmasını engelledim. Etrafı süzerek termostaki çayımı ve gofreti götürdüm. Bu nokta nispeten rüzgar almayan bir yer. Kayalık cephe tam da güneşe bakıyor. Sıcak çayla birlikte biraz daha ısındım sanki.

Tünediğim Kayalıktan Sinop

Tünediğim Kayalık

Ben ve Kayağım

Saat 15:40 civarı dönüşe geçmek üzere tekrar sudayım. Bu sefer rüzgar arkamdan esiyor, tabi bunun avantajını hissetmemek mümkün değil. Dalgalar küçük olsa da ufak tefek sörf yaptırıyor. Rüzgar da daha sert, dalgalar da öyle. Kütüphaneyi geçip Aşıklar Parkı’na Dönüş Yolunda Karşımda Kütüphanegeldiğimde dalgaların buradaki koyda sıkışıp kıyıdan yansıdığı bariz hissediliyor. Tekrar iskelenin altından geçerek mendireğe paralel şekilde ilerliyorum. Feneri döner dönmez tekrar rüzgarı arkamdan alarak suya indiğim noktadan karaya çıktım. Saate baktığımda 16:05’di, moladan sonra yaklaşık 25 dakikalık kürek çekme süresinde buraya gelmişim.

Süpriz şekilde planladığım, kışın ortasında, bol güneşli, kısa ama öz bu etkinlik uzun zamandır kürek çekmediğim için bana çok iyi geldi. Kısa süre içinde tekrar güney sahillerde kamplı etkinlik yapacağım günlerin hayaliyle…

Volkan Kaya

Volkan Kaya

Son yıllarını, deniz kayağı sporuyla uğraşarak, denizde kürek çekerek geçiriyor. Yönetim kadrosunda görev aldığı kulüple (Bodeka) birlikte İstanbul çevresinde günübirlik ya da kamplı deniz etkinliklerini sürdürüyor ve uzak bölgelere yaptığı uzun soluklu deniz kayağı gezileri sayesinde yeni yerleri denizden keşfetmenin hazzını yaşamakta. Kısa süre önce İstanbul’un keşmekeşinden kendini kurtarmayı başarıp memleketi Sinop’a yerleşerek deniz kayağı hayatına burada devam ediyor.

Leave a Response