Gökova Kayak Turu 2015

Kayak sevdalısı arkadaşım Ali ile Marmaris-Gökovada yapacağımız 4 günlük kayak gezisi için hazırlıklarımı yapıp İstanbul dan yola çıkmak için son hazırlıklarımı yaparken, kayak gezisini iki güne indirmeyi ve peşi sıra iki günlük Karia yolu yürüyüşü yapmaya karar verince bazı malzemelerde değişiklikler yapmak zorunda kaldım. Sırt çantamı ; Çadır, uyku tulumu, mat, kayak eteği, şapka, ip, çakı, yürüyüş ayakkabısı, deniz ayakkabısı, havlu, alt üst içlik, bere, fener, iki çorap, eldiven, yedek batarya, telsiz, GoPro ve aksesuarları gibi malzemelerle doldurdum. 
Birinci günkü rotamız.
Marmaris – Karacasöğüte varmam akşam gün batımını buldu. İlk kez kullanacağım Point 65 Sea Cruiser kayağı yola çıkmadan denemek istediğimden, varır varmaz üstümü bile değişmeden suya indirdim. Şimdiye kadar bir çok ahşap kayak modeli yapıp kullanmama rağmen hiç dümenli bir kayağa binmedim, aslında hiç plastik kayak tecrübem yok ve sabah 10 km lik gökova körfesi geçişi ile tura başlayacağız. Akşamüstü hava sütliman, Ali’nin  verdiği karbon Verner kürek ile kayak akıp gidiyor. Alışık olduğum Greenland küreğimi yanıma alamamıştım. Yaklaşık yarım saat dümeni indirmeden kullandıktan sonra, akşam yemeyi için köye indik. Dümenin lastiği kopmuş olduğundan deneyememiştim, yemekten sonra el feneri ışığında güzel bir şekilde tamir ettik, sanırım orjinalinden güzel oldu. Köyden bir kaç konserve, kaşar peynir, sucuk, makarna, yağ, tuz, gofret benzerleri ve turun yıldızı olacak Bidolu bar, kekik balı, ufak bir rakı, ekmek, adam başı 2 litre su yüklendik. İlginçtir, yol boyunca bunlardan bazıları yok oldu. Bu sanırım Ali’nin hafif seyehat etme stili ile ilgili, yok olan ballar, konserveleri, sular ..Yürüyüş kısmı da dahil, kayak turu boyunca ilginç bir şekilde ağırlıklarımızdan bir bir kurtulduk:) Ben bir ufak çakı, bir isviçre çakısı ve bir pala ile gezmeme rağmen Ali tırnak çakısı benzeri bir şey taşıyordu. Bende iki fener olmasına rağmen, onda tek fener. Kaşık yok, çatal yok, çorap benden. çakmak benden. Koca 5 m lik kayağımız ve sırt çantamız var, bu kadar gram hesabı yapmaya gerek varmı diye düşünüyorum. ‘ Rakıyı pet şişeye koyalım, cam şişe taşımayız’ teklifine gülerek, rakıyı güvene aldım. Ben, kendime göre gerekli olabilecek malzemeleri yanımda taşımayı seviyorum.. Bir el sabunun sekizde birini taşımaktansa, hepsini taşımanın bence bir sakıncası yok. Çok mesafe yapamazsam bunu taşıdığım ağırlığa değil, kondisyonuma bağlarım.. Fakat böyle bir stil olduğunu da biliyorum, arkadaş hafif ve hızlı olmayı ve gün içinde uzun mesafeler katetmeyi seviyor.. Ben ise yolda bulduğum ilginç taş, ağaç parçası, meyve benzeri şeyleri çantama doldurmayı..
Karacasöğüt çıkış..
Karacasöğüt çıkış..
Sabah gün doğumu ile kalkacağımızdan erken yattık ve saat 06:00 gibi kalktık. Biraz atıştırdıktan sonra kayakları yerleştirmeye başladık. Ali’nin dediği gibi iki günlük kayak turu hazırlığı ile 20 günlük tur hazırlıkları arasında pek fark yok. Kayaklar yüzde 75 kapasite ile yüklendi. Ali’nin kullandığı kayak Tahe marine ‘in Zegul Velocity marka yüksek kapasiteli, hızlı ve uzun yol için tasarlanmış fiber bir kayak.
Kayaklara bir sürü kuru çanta yerleşti. Genelde yiyecekler bende, sular Ali de. Yüklenmiş kayakları zorla iskeleden suya indirdikten sonra son kontrolleri yapıp unuttuğumuz bir şey var mı diye düşünüyoruz. Ali ile daha önceden yanımıza kürek ve can yeleği almayı unutmuşluğumuz ve yelkenli triak kayak ile denizin ortasında kalmışlığımız var, eşek terli…
 Image9
Kürek çekmeye gün doğumu ile son derece güzel bir havada başladık, deniz süt liman. Hızlı bir şekilde Karacasöğütü arkamıda bıraktık ve Gökovanın kuzey sahilinde Akbüke yöneldik. 10 km boyunda kürek çekeceğiz. 90 dakikada varacağımızı düşünüyoruz. Birbirimize olan mesafeyi 50-100 m arasında koruyarak hızlı bir şekilde yolu yarıladık. Bu arada meltem rüzgarı yavaş yavaş başladı. Buraya kadar dümeni hiç indirmedim ve bir sorun yoktu ama deniz biraz çırpıntılı hale gelince kayak düz gidememeye başladı. Skeg i indirdim, bir faydası olmadı, kayak devamlı bir sağ bir sola gidiyor ve tüm çabamı kayağı rotada tutmam için harcıyordum. Dümeni indirdim, bu seferde dümen kullanacağım diye kürek çekerken pedallardan güç alamamaya başladım, pedallara sadece yön vermek için bastığımdan yorulmaya başladım..Karşı kıyıya bakıyorum , ağaçlar ve evler ancak seçiliyor, daha yaklaşık 4 km var, bu iş artık çok can sıkıcı bir hale geldi. Kendi yaptığım ahşap kayaklara övgüler yazarken, keşke uçak ile geleceğime arabayla gelsem de kendi kayağımı getirseymişim diye serzenişlerde bulunuyordum. Ali gülüyor. Kendisi ile kürek çekmek zor, kaşık kürek kullanıyor ve pek mola da vermiyor. Günlük ortalama 50 km gidenlerden. Ben biraz daha keyifciyim, koyları biraz daha yakından tanımak, ağaçlara bakmak, taş toplamak, fotograf  çekmek bana göre ama aceleci olduğumdan ona ayak uydurabiliyorum.
Kıran Koyu
Kıran Koyu
Greenland kayaklarda dümen yok fakat yapısı dolayısı ile son derece düz gidebilen kayaklar. Dönmek istediğinizde ise bir iki kürek ile dönebiliyorsunuz. Bu bindiğim kayak ise neredeyse kendi başına gezmek istiyor. Dümen ile devamlı yön vermek gerekiyor. Bu çabalamalarda her elimde  kocaman iki sutopu oluştu. Karşı sahile baktığımda artık ağaçlar iyice  şeçilmeye başlandı, 2 km kalmış olmalı diye düşünüyorum. Bir kaç dakika mola verdikten ve su içtikten sonra tekrar kürek çekmeye başlıyoruz. Akbük koyuna az kaldığında rahatlıyorum ve kayağı biraz akıntıya bırakıyorum , nasılsa gittiğimiz yer aynı..
Akbük e yanaşma
Akbük e yanaşma
Koya girdiğimizde insanlar şeçilmeye başladığında 1 km yolumuzun kaldığını düşünüp, bir an önce karaya çıkma ve kumsalda yatma düşüncesi ile tüm gücümle küreğe asılıyorum. Karaya çıktığımızda 1 saat 45 dakika süre geçmişti. Sahilde iki kişi bizi karşılayıp neden rengimin beyaza çaldığını sorup bizi çay içmeye davet etti. İsyan ve sinirden dedim..Köyün bakkalı Abdullah abi be arkadaşı Ali’nin teklifini hemen kabul ettik. Kayakları kumsala çekip Abdullah abinin marketine yöneldik. Çay ve sohbet çok güzeldi yaklaşık 1 saat çay içmişizdir. En sonunda hızlı bir kalkış yapıp tekrar kayaklarımıza yöneldik. Bu arada Meltem rüzgarı azalmış, deniz tekrar çarşaf gibi.. Pedalları biraz daha yakına ayarladım , elimdeki su toplarını iğne ile patlatıp, deniz suyu ile yıkadıktan sonra olanca hızla el çırptığımda, ellerim eskisi gibi oldu..Kaybolan kekik balının yerine yenisini alıp biraz kaşıkladım. Daha Gökova yününe 20 km daha kürek çekmek istiyoruz.
Kıran sahili
Kıran sahili
Kıran sahili
Akıntı yönü bizimle, çok acele etmeden sahile yakın olarak Akyaka istikametine doğru kürek çektik. Bir çok güzel sahil ve koy gördük. Kandil koyu çok güzeldi ama konumu dolayısı ile erkenden gölge basmıştı, mola vermekten vazgeçtik. Bir sonraki koy inanılmaz güzeldi. Kıran sahili. İlk önce kamp yapmak için burayı düşündük ama havanın kararmasına daha vakit olduğundan yola devam etmeye karar verdik. Fakat Kıran sahili ikimizinde aklında kaldığından iki gün sonra buraya yürüyerek gelip kamp yapacaktık .Karia yolu bu sahilin hemen yanından geçiyor..
İzci kampı, oymak başı
İzci kampı, oymak başı
Gün batımına kadar yol aldık. Akyaka seçilmeye başladığında bulduğumuz yere yanaşıp kamp kurmaya karar verdik. 30 km yol yapmıştık. Hava kararmadan çadırları kurmak , odun toplamak, kayakları boşaltmak için hızlıca çalışmaya başladık. Bunları bitirdiğimizde hava kararmıştı, nede olsa Kasım ayı hava saat 16:30 da kararıyor. Haziranda olsak Ayyakaya rahat varabilirdik.
Ateşi yakıp ne yiyeceğimizi düşünürken, sonradan isminin Barış olduğunu öğrendiğimiz, bir kaç gündür kamp yerinde kalan arkadaş ile tanıştık. Köpeği ile kampımızı ziyaret edip köfte yermisiniz diye sordu, köpeğin ismide Manço.!  Cevap ‘Tabiki evet’ …Akşam yemeğimde yiyeceklerimizi, yakaladığımız balıkları ve rakımızı paylaştık. 
Akşam yemeğimiz karagözlü..
Akşam yemeğimiz karagözlü..
Gece keyifli bir muhabbetten sonra gece yarısı gibi yattık. Malum hava erken karardığından geç kalkmak olmaz. Barış sabah bizi uğurlarken kendiside kayakçı olmaya karar vermişti.
İkinci gün rotası
İkinci gün rotası
Çadırlarımızı ve kamp nalzemelerini toparlayıp, kamp yerinden ayrılıp Akyakaya uğramadan direk karşı sahile geçmeye karar verdik. Sedir adasında vakit geçirmek istiyorum. Ali oralarda yaşadığı halde henüz sedir adasını gezmiş değil. Ben belki 10 kez.. Karşı sahil 3 km uzaklıkta.. Hava yine çok güzel, hızlıca karşı kıyıya ulaştık. Ulaştığımız kıyı şeridi hep kayalık, karaya çıkacak bir yer yok, sivri kayalarla dolu. Değil yanaşmak, sahilde ayakta durmak bile imkansız..Dalgalı bir havada burada olmak istemem diye düşündüm..
Karşı sahil
Karşı sahil

Sedir adasına kadar olan mesafede kamp yapılabilecek bir kaç güzel koy var. Boncuk ve Çamlı da bu rotada. Sedir adasına yaklaştığımızda direk gişenin önündeki iskelelerin yanına yanaştık. Hayalimiz birşeyler yemek-içmekti, ikimizde çay ve kahveye düşkünüz. Sezon bittiğinden, adada restorantın kapalı olduğunu öğrenince çoktük. Bu çöküş nasıl belli olduysa iki misafirperver hanım bize çay yapmaya karar verdi. Biz plaja gidip biraz yüzdük, adayı gezdik ve dönüşümüzde çayımız hazırdı. Hemde biraz kek ve buskivi eşliğinde. Minnettarız..

SEDİR ADASI
SEDIR ADASI
SEDİR ADASI
SEDİR ADASI
Sedir adasından çıkıp Karacasöğüte yöneldiğimizde Meltem rüzgarı ile dalgalar biraz yükseldi. Bir kaç saat içinde havanın yine kalacağını tahmin edip ve vaktimiz de olduğundan surf denemeleri ile hızlıca Boncuk koyuna girdik ve burada biraz zaman geçirdik. Keyifli bir yer, geniş sahili ve kum köpekbalıkları ile ünlü. Sonrasında tahmin ettiğimiz gibi deniz kaldı. Çamlıya girmeden geçtik ama daha sonrasında araba ile Çamlı ya keşif turu yaptığımızda uğramadığımıza pişman olduk. Çamlı kayakçılar için çok güzel bir rota. 
BONCUK KOYU YANAŞMA
BONCUK KOYU YANAŞMA
Image20
Gun batarken Karacasöğüte vardık. Bugun yapılan mesafe 23 km. Kasım ayı egede tur yapmak için güzel bir ay. Fırtınası az, meltemi yumuşak..Yine de günler çok kısa olduğundan sabahları çok erken kalkmak gerekiyor,  30 km üzerinde yol almak bu mevsimde zor. Sea Cruiser kayağa ve dümenine ikinci gün ancak alışabildim. Hızlı bir kayak, kullandığın greenland kayaklara göre daha dengeli ama benim kayaklar daha hızlı. Burun kısmı çok alçak, 30 cm lik dalganın bile içine giriyor bu na rağmen surf yapıyor, Oturma yeri ve kokpit çok rahat. Yüksek dalgada kullanma fırsatım olmadı ama arkadan gelen dalgada bu burun yapısı ile devamlı geriye yaslanarak kürek çektireceği belli. Ambar kısımları yeterli, iki adet dayhatch var, bunlarda kullanışlı. Kapaklar tam olarak su geçirmez değil ve kapatabilmek bazen çok zahmetli oluyor. Sonuçta dengeli ve hızlı bir kayak ama yine de keşke kendi kayağımla gitseydim diyorum. 28 kg olan kayak 12 kg yük ile 40 kg oluyor. Bu Shearwater kayaklarda 30 kg ( 18+12) demek. Bu büyük bir avantaj. 40+45 kg sahilde tek başına sürüklemek kolay değil..Akşam sıkı bir yemek yedikten sonra ertesi günkü yürüyüş için hazırlıklara başladık. Karia yolunda yürümek kayak yapmak kadar zevkli. Kasım ayında çok güzel manzaraları olan bu yürüyüşü tavsiye ederim.
ALİ

 

Mehmet Yapici

Mehmet Yapici

Kano Akademi’de ahşap deniz kayakları ile ilgili deneyimlerini paylaşmaktadır.

1 Comment

  1. oku oku doyamadım.. mükemmel bi blog. eski seakayakçıyım bodekanın eski üyelerindenim.. tekrar içimde canlanan kayak sevdasıyla kendimi burda buldum…hadi yakındada bir kayak alıp başlıyorum

Leave a Response