Geldi Geçti Bir Dost

Baharın son demleriydi, yazın sıcak günlerine erişmeye çok az kalmıştı. Henüz yeni üye olduğum deniz kayağı kulübünde (Bodeka) ikinci kez suya inmiştim, benim için her şey çok tazeydi.

Boğazın eşsiz sularının ve denizden ilk kez gördüğüm kıyılarının beni çok etkilediğini dün gibi hatırlarım. Kısa bir mola için durduğumuz bir noktada, kulübün o dönem kurucu başkanlığını yürüten Şevket Abi’yle konuşurken “kamplı tur yapalım” teklifime hiç tereddütsüz şekilde olumlu cevap almıştım. Dakikası dolmadan hemen birkaç farklı rota önermişti. Bunlardan biri olan Gelibolu – Babakale arası bir güzergah olan rota ben ve benimle aynı dönemde kulübe katılmış olan Alican’ın ilgisini çekmişti. Çok uzun değil, bunları konuştuğumuz günlerden belki 10 gün sonra çıkacaktık bu tura.

Etkinlik kulübe duyuruldu. Katılmak isteyenler: ben, Alican, Şevket Abi ve Bodeka’nın efsane ustalarından Cemal Abi’ydi. Aramızda detayları konuşuyor, etkinliği planlıyorduk. Nasıl denk geldi emin değilim ama, Şevket Abi’den öğrendiğimiz kadarıyla ekibimize İsrail’den, altmışlı yaşların üzerindeki Avner de katılacaktı. Yine Şevket Abi’den öğrendiğimize göre Avner daha önce Türkiye’ye gelmiş, kürek çekmişti yani Şevket Abi ile tanışıyorlardı.

Gün gelmiş, tüm hazırlıklar ve planlar yapılmıştı. Akşam vakti kulüp kayıkhanesinde buluştuğumuzda Avner’le ilk kez tanışmıştık. Etkinliği burada anlatmayacağım, dilerseniz buradan okuyabilirsiniz. Avner’le oradan buradan konuşurken bu etkinliğin ben ve Alican için hayatımızın dördüncü deniz kayağı etkinliği olduğunu ve şimdiye kadar en fazla 15 km kürek çektiğimizi (bu etkinlikte planlanan günde 45 km idi) öğrendiğinde “aman yarabbi, nereye düştüm ben” diye düşündüğüne eminim.

Bu etkinliğe kadar doğru kürek çekmeyi bilmediğime eminim. Altmışlı yaşların üzerindeki Avner resmen bize fark takmıştı. Bir şeyleri yanlış yaptığımı farketmem sadece ilk birkaç saatimi almıştı. Hemen önümdeki Avner’i izliyor, onu taklit ediyordum. Tempomu onun temposuna uydurmaya çalışıyordum, ne daha yavaş ne de daha hızlı. Henüz günün ortalarındayken Avner’in hemen gerisinde ilerlerken ekibin diğer yarısıyla aramızın biraz açıldığını ve artık günün ilk saatlerindeki kadar yorulmadığımı farkettim. Öyleyse şimdi bir şeyleri doğru yapmaya başlamış olmalıydım. Artık, ara sıra yanyana geldiğimizde Avner onu izlediğimi farketmiş olacak ki, doğru kürek çekmek için kollarımı kırmadan, gövdemi de döndürerek gücümü kullanmamı öneriyordu.

Bu etkinliğin geri kalanında Avner’i sıkı markaja alarak kürek çektim. Bu performansı gösterdiğime kendim bile inanamıyordum. Hayatımın geri kalanında özellikle uzun turlarda hep bu tekniği uygulayarak saatlerce hiç durmadan ve ister inanın ister inanmayın daha az yorularak onlarca mil yol aldım. Kürek çekmeyi o etkinlikte, Avner’den öğrenmiştim. Sadece birkaç gün süren bu dostluğumuzdaki sohbet, muhabbet, öğrendiklerimin yanı sıra Avner’den geriye kalan en büyük şey bu olmuştu.

Avner takip eden yıllarda Türkiye’ye tekrar gelmiş ve özellikle güney kıyılarda kürek çekmişti, fakat biz tekrar görüşememiştik. Dostluğumuz e-mail ve facebook ortamında devam ediyordu. Türkiye’ye gelen birkaç farklı deniz kayakçısıyla daha Avner aracılığıyla tanışmıştık.

Malesef geçtiğimiz yıl bu tarihlerde Avner’i kaybettik. Tekrar bir araya gelip kürek çekme şansımız yok. Fakat yaptığımız bu etkinliğin fotoğraflarıyla birlikte bir de Avner’in kaleminden izlemenizi istedim. Bu sayede onu anmış ve anısını yaşatmış olacağımız inancındayım. Avner’in, yaptığı etkinliklerin fotoğraflarını paylaştığı picasa albümü var. Bu albümde diğer fotoğraflarıyla birlikte Türkiye kıyılarında yaptığı deniz kayağı etkinliklerinin de fotoğraflarını görebilirsiniz.

Avner’in ailesinden aldığımız müsaade ile Gelibolu’dan başlayıp, bizim Bozcaada’da bitirdiğimiz, Avner’in İzmir Aliağa’ya kadar ilerlediği etkinlikten birkaç fotoğrafı burada sizlerle paylaşıyorum. Ruhu şad olsun!

Volkan Kaya

Volkan Kaya

Son yıllarını, deniz kayağı sporuyla uğraşarak, denizde kürek çekerek geçiriyor. Yönetim kadrosunda görev aldığı kulüple (Bodeka) birlikte İstanbul çevresinde günübirlik ya da kamplı deniz etkinliklerini sürdürüyor ve uzak bölgelere yaptığı uzun soluklu deniz kayağı gezileri sayesinde yeni yerleri denizden keşfetmenin hazzını yaşamakta. Kısa süre önce İstanbul’un keşmekeşinden kendini kurtarmayı başarıp memleketi Sinop’a yerleşerek deniz kayağı hayatına burada devam ediyor.

Leave a Response